Anasayfa > Adminler > Gülçin Aktaş

Gülçin Aktaş

Merhaba. Ben Gülçin Aktaş. 33 yaşındayım, evliyim ve 4 yaşında bir oğlum var. 11.11.2017’de başladı benim hikayem. Hastalığımı öğrendiğimde verdiğim ilk tepki kahkaha atmaktı. İnanamamıştım, konduramamıştım, inanmak istememiştim. Kim kabul edebilir ki hayatında hiç adını dahi ağzına almak istemediği hastalığın kendisinde olduğunu. Doktorun odasından çıkana kadar kahkaha attığımı, amaçsızca güldüğümü sonrasında ağlama krizine girdiğimi hatırlıyorum. Düşündüğüm tek şey ben bunu nasıl söyleyeceğim eşime, anne babama. Söylemek zorundaydım nasıl yaptım hiç hatırlamıyorum. 1 yaşında bir meleğim vardı ve onu bensiz bırakamazdım. Toprağım bensiz ne yapar diye düşünüp ağladım uzun bir süre. Sonrasında gelen hastane araştırma süreci korku dolu anlar, korku dolu bekleyişler… Okumadığım yazı araştırmadığım bilgi kalmamıştı. Kanserledans’la da bu süreçte tanıştım. İlk ameliyatımı olduktan sonra korku dolu patoloji sonucu bekleyişi başladı. Malesef sonuç kötü geldi. 2. evre mesane kanseri, aşırı agresif bir tümör ve çok hızlı yayılıyor dedi doktorum. Vakit kaybetmeden başlayan kemoterapiler. Hiç sevemedik birbirimizi malesef bütün yan etkilerini yaşadım fazlasıyla. Sonrasında 2. ameliyatımı oldum duruma bakabilmek için değerlendirme yapabilmek için. Malesef tek başına kemoterapiler benim vahşi tümörlerimle savaşamamıştı. Radyoterapi artı kemoterapiyi birlikte verme kararı aldı doktorlarım. Daha ağır 6 hafta beni bekliyordu. 33 gün radyoterapi 6 hafta kemoterapiyle tedavimi tamamladım. Çok yoruldum, yeri geldi pes ettim başaramayacağım dedim. Tam 17 kez ameliyat oldum şaka gibiydi. Ama çok şükür herşey yolunda gitti. 3 aylık kontrollerime gidiyordum ki çok uzun sürmedi nüks etmesi. Hiç kötüyü düşünmedim ki ben, hiç yakıştırmadım kendime bunu. Hayatta herşey dilediğimiz gibi olmuyormuş malesef. Nüks sonrası büyük ameliyata karar verildi. Hep korktuğum, kaçtığım, en başından beri red ettiğim büyük ameliyatı olmak zorundayım. Başka çıkış yolu kalmamıştı. Kimse yanaşmadı ameliyatımı yapmaya. Kaç tane doktora gittik hiç bilmiyorum. Radyoterapi aldığım için çok çok riskli bir ameliyattı çünkü. Ama sonunda bir mucize oldu ve ameliyatımı yapmayı kabul etti bir doktor. Evet çok çok zor olacaktı herşey, belki çok çok fazla acı çekecektim ama bitecekti sonunda. Tek istediğim o ameliyattan sağ çıkabilmekti. Gözümü açtığımda oğlumu, ailemi, sevdiklerimi karşımda görebilmekti.
☆ 11.10.2019. Ameliyat öncesi ve sonrasındaki 3 güne dair hemen hemen hiçbirşey hatırlamıyorum. Çok korkularım vardı. Çıkacak mıyım ameliyattan? Çıktığımda neler yaşayacağım? Koskoca bir bilinmezliğe gidiyordum. Hayatımın kararını vererek ölümle yaşam arasında yüzde 50/50 ihtimalle sürdüler sedyemi o buz gibi olan hiç sevilmeyen yere. Herşey yolunda gitmiş çok şükür

 Uyandığımda burnumdaki hortumu çekiştiriyor, boynumdaki katateri sökmeye çalışıyormuşum. Çarşafı kaldırıp karnıma bakıyormuşum. Her uyandığımda aynı şeyleri tekrar edip durmuşum. Çarşafı her kaldırdığımda bir mucize olsun istiyordum heralde. Birkaç gün sonra kendime gelip ayıldığımda acı gerçekle yüzleştim. Karnımda tam 40 tane zımba ve bi torba vardı. Ve ben ölene kadar o torbayla(ürostomi) yaşayacaktım. Yapamam olmaz yaşayamam diyordum. Yaşanıyormuş .. Evet çıkmıştım o ameliyattan ama ardımda mesane, rahim, yumurtalıklar, lenf nodları ve daha birsürü şey bırakarak. Evet bidaha çocuğum olmayacak ama nefes alıyorum hala hayattayım varmı daha ötesi?  Ömrümün yettiği kadar da sarı tospiğimin yanındayım inş. Şuan herşey yolunda 3 aylık kontrollere ve hep mavi kalmaya devam.
Not; “İnsanın acısı ne kadar derin olursa, bir insan o kadar güçlenir ve o kadar güzel güler … “
Kanser tanısı aldığım zaman çok büyük bir boşlukta, bilinmezlikte boğuldum. İşte bu süreçte Kanserle dans derneği karşıma çıktı. Bu sayede aradığım tüm bilgilere, yaşanmışlıklara bu sayfada şahit oldum.  Sonrasında bende gönüllü olarak kanserle dans derneğinde adminliğe başladım. Yaklaşık 3 senedir bu güzel ailenin içindeyim. Elimden geldiğince tüm hastalarımıza destek olmaya çalışıyor onlarında yaralarını sarmalarına yardımcı oluyorum. İnsanların hayatına dokunabilmek, bu süreçte neler yaşadığını anlayabilmek, yolunu kaybedenlere ışık olmak bana çok huzur veriyor. Bundan sonra da elimden gelen her türlü destek ile bu güzel ailede olmaya devam edeceğim. Sevgilerimle.

Duyguların Yolculuğu
BMS’in destekleriyle; Uludağ Onkoloji Dayanışma Derneği (ONKODAY) ve Kanserle Dans Derneği iş birliğiyle hayata geçirilen bu anlamlı proje, Stevie Ödülleri’nde Gümüş Ödül kazandı! Dünya çapında 78 ülke ve bölgeden gelen 3.800 adayın yarıştığı Stevie Ödülleri’nde, 250’den fazla üst düzey yöneticinin değerlendirmesi sonucunda bu ödüle layık görülmek bizim için ayrı bir gurur kaynağı.
Projenin Detaylarını İncele